Rektör Karataş: “Geçmişin zaferleri bizlere gurur verir; geleceğin zaferleri ise sorumluluk yükler. Bugünün zaferleri laboratuvarlarda, kütüphanelerde ve dersliklerde kazanılacaktır.”
Çankırı Karatekin Üniversitesi tarafından 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın 104. yıl dönümü dolayısıyla “Bir Milletin Dirilişi, Bir Vatanın Kurtuluşu: 30 Ağustos Zafer Bayramı” programı düzenlendi. Programda, Millî Mücadele’nin askerî ve siyasi süreci ile Büyük Taarruz’a giden süreç ele alınırken, 30 Ağustos Zaferi’nin tarihî anlamı ve günümüz Türkiye’sine yüklediği sorumluluklar değerlendirildi.
Çankırı Karatekin Üniversitesi Rektörlük Konferans Salonu’nda 27 Ağustos 2026 Perşembe günü gerçekleştirilen programa Çankırı Karatekin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mevlüt Karataş, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İbrahim Bozkurt, fakülte dekanları, kurum müdürleri, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ile akademik ve idari personel katıldı.
Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan program, Çankırı Karatekin Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi öğretim elemanı Dr. Öğr. Üyesi Nazım Çetin’in Kur’an-ı Kerim tilavetiyle devam etti.
Rektör Karataş: “Geçmişin zaferleri bizlere gurur verir; geleceğin zaferleri ise sorumluluk yükler”
Programın açılış konuşmasını Çankırı Karatekin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mevlüt Karataş gerçekleştirdi.
Konuşmasına katılımcıları selamlayarak başlayan Rektör Karataş, 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın Türk milletinin bağımsızlık iradesinin en önemli göstergelerinden biri olduğunu belirtti.
Ağustos ayının Türk milletinin tarih hafızasında özel bir yere sahip olduğunu ifade eden Karataş, 26 Ağustos 1071’de Sultan Alparslan’ın önderliğinde kazanılan Malazgirt Zaferi ile Anadolu’nun kapılarının Türklere açıldığını, 26 Ağustos 1922’de ise Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün başkomutanlığında Büyük Taarruz’un başladığını hatırlattı. Karataş, 30 Ağustos 1922’de Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nin zaferle sonuçlanmasıyla Türk milletinin Anadolu’nun ilelebet hür ve bağımsız kalacağını bir kez daha bütün dünyaya ilan ettiğini söyledi.
Malazgirt’ten Dumlupınar’a uzanan tarihî yürüyüşün yalnızca askerî zaferlerden ibaret olmadığını vurgulayan Rektör Karataş, bu yürüyüşün iman, cesaret, fedakârlık, vatan sevgisi, birlik, kardeşlik ve ortak kader anlayışının bir yansıması olduğunu ifade etti.
Ahlat ve Malazgirt’in Türk milletinin Anadolu’daki tarihî hafızasında önemli bir yere sahip olduğunu belirten Karataş, bu toprakların yalnızca fethedilmediğini; ilim, irfan, adalet, merhamet, sanat ve medeniyet anlayışıyla imar edildiğini dile getirdi.
Vatan kavramının yalnızca üzerinde yaşanılan toprakla sınırlı olmadığını belirten Karataş, vatanın aynı zamanda hafıza, emanet, ortak kader ve geçmişten geleceğe uzanan bir medeniyet tasavvuru olduğunu ifade etti.
“Bağımsızlık; ilimde, fikirde, teknolojide, kültürde ve eğitimde de kazanılır”
Bir üniversitenin mensupları olarak tarihî dönüm noktalarını anarken geçmişin hatıralarını yâd etmenin yanı sıra bu mirasın yüklediği sorumluluğun da farkında olunması gerektiğini vurgulayan Rektör Karataş, bağımsızlığın yalnızca cephelerde kazanılmadığını söyledi.
Karataş, “Bağımsızlık; ilimde, fikirde, teknolojide, kültürde, sanatta, ekonomide ve eğitimde de her gün yeniden kazanılır ve tahkim edilir.” ifadelerini kullandı.
Bilim insanlarının laboratuvarlarda yürüttüğü çalışmaların, akademisyenlerin araştırmalarının ve öğretim elemanlarının gençlere aktardığı bilgi ve hikmetin Türkiye’nin istikbal mücadelesinin önemli bir parçası olduğunu belirten Karataş, üniversitelerin yalnızca diploma veren kurumlar olmadığını; bir milletin aklını, hafızasını ve geleceğini inşa eden müesseseler olduğunu ifade etti.
Çankırı Karatekin Üniversitesi olarak öğrencileri yalnızca meslek sahibi bireyler olarak değil; geçmişini bilen, medeniyet değerlerinin farkında olan, dünyayı okuyabilen, sorgulayan, araştıran, üreten ve ülkesi için sorumluluk üstlenen bireyler olarak yetiştirmeyi amaçladıklarını belirten Karataş, gençlerin tarihin bundan sonraki sayfalarını yazacak nesiller olduğunu söyledi.
“Bugünün zaferleri laboratuvarlarda, kütüphanelerde ve dersliklerde kazanılacaktır”
Konuşmasında birlik, beraberlik ve kardeşlik vurgusu yapan Rektör Karataş, Türk milletinin tarih boyunca en büyük gücünün ortak vatan, bayrak, tarih ve istikbal etrafında kenetlenebilme iradesi olduğunu ifade etti.
Malazgirt’ten Çanakkale’ye, Sakarya’dan Dumlupınar’a uzanan tarihî süreçte aynı ruhun var olduğunu belirten Karataş, bu ruhun “ben” yerine “biz” diyebilmek ve gerektiğinde kişisel menfaatleri milletin istikbaline feda edebilmek olduğunu dile getirdi.
Türkiye’nin güçlü olmasının bilim, ekonomi ve teknoloji alanlarında güçlü olmanın yanı sıra millet olarak birlik ve beraberliğin daha da güçlendirilmesiyle mümkün olacağını ifade eden Karataş, akademisyenlere gençlere ayrışmayı değil birlik içinde farklılıkları yaşatmayı, umutsuzluğu değil ümidi, taklidi değil üretmeyi ve edilgenliği değil sorumluluk almayı öğretme sorumluluğu düştüğünü söyledi.
Rektör Karataş, “Geçmişin zaferleri bizlere gurur verir; fakat geleceğin zaferleri bizlere sorumluluk yükler. Bugünün zaferleri laboratuvarlarda kazanılacaktır. Bugünün zaferleri kütüphanelerde kazanılacaktır. Bugünün zaferleri dersliklerde, araştırma merkezlerinde, teknoloji atölyelerinde kazanılacaktır.” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin tarihî mirasının geleceğe hamasetle değil; ilim, ahlak, çalışma, üretim ve eserle taşınması gerektiğini vurgulayan Karataş, gençlerin bilim, teknoloji, araştırma ve üretim alanlarında önemli başarılara imza atacağına inandığını belirtti.
Konuşmasının sonunda Malazgirt Zaferi’nden Millî Mücadele’ye ve 30 Ağustos Zaferi’ne kadar vatanın bağımsızlığı için mücadele eden tüm kahramanları rahmet, minnet ve şükranla yâd eden Rektör Karataş, hayatta olan gazilere sağlık ve afiyet diledi.
Şehitlerin emaneti olan vatanı daha güçlü, müreffeh ve aydınlık yarınlara taşımanın herkesin ortak sorumluluğu olduğunu ifade eden Karataş, 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı kutlayarak konuşmasını tamamladı.
Kahramanlık türküleri ve şiirle devam etti
Rektör Karataş’ın konuşmasının ardından Mühendislik Fakültesi öğrencisi Zulal Kekillioğlu tarafından “Bayrak” adlı şiir seslendirildi.
Program, Çankırı Karatekin Üniversitesi Sanat, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi öğretim üyesi Dr. Öğr. Üyesi Hakan Aykurt ile Gıda ve Tarım Meslek Yüksekokulu öğretim üyesi Doç. Dr. Tarkan Yorulmaz’ın seslendirdiği kahramanlık türküleriyle devam etti.
Büyük Taarruz’a giden süreç ve Mustafa Kemal Atatürk’ün rolü ele alındı
Programın devamında Çankırı Karatekin Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Ebubekir Keklik tarafından “Büyük Zafer’in 104. Yılında Büyük Taarruz ve 30 Ağustos Zaferi’ni Anlamak” başlıklı sunum gerçekleştirildi.
Sunumda, Mondros Ateşkes Antlaşması sonrasında başlayan işgaller, Millî Mücadele’nin örgütlenme süreci ve Türk ordusunun Büyük Taarruz’a uzanan süreçte karşı karşıya bulunduğu askerî şartlar tarihsel bir perspektifle ele alındı.
Millî Mücadele’nin yalnızca cephede yürütülen bir askerî mücadele olmadığına dikkat çekilen sunumda, Mustafa Kemal Atatürk’ün Millî Mücadele’nin başından itibaren askerî ve siyasi sürecin şekillenmesindeki rolü üzerinde duruldu. Amasya Genelgesi, Erzurum ve Sivas kongreleri ile Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılması sonrasında mücadelenin millî bir irade etrafında örgütlenmesine değinildi.
Keklik, Millî Mücadele’nin askerî safhasında düzenli ordunun kurulmasının önemine dikkat çekerek Türk ordusunun I. ve II. İnönü Muharebeleri, Sakarya Meydan Muharebesi ve sonrasında elde ettiği başarıların Büyük Taarruz’un hazırlık sürecindeki belirleyici rolünü değerlendirdi.
Sunumda ayrıca Sakarya Meydan Muharebesi’nin ardından Türk ordusunun yeniden yapılanması, askerî hazırlıkların tamamlanması ve taarruz için uygun şartların oluşturulması üzerinde duruldu. Mustafa Kemal Atatürk’ün başkomutan olarak savaşın hazırlık ve sevk ve idaresindeki rolü ele alınarak Büyük Taarruz’un planlı ve aşamalı bir askerî hazırlığın sonucu olduğu vurgulandı.
26 Ağustos 1922’de başlayan Büyük Taarruz’un kısa sürede kesin bir zafere dönüşmesinde Türk ordusunun hazırlık düzeyi, komuta kademesinin sevk ve idare kabiliyeti ve Mustafa Kemal Atatürk’ün stratejik yaklaşımının önemine değinildi. 30 Ağustos 1922’de Başkomutanlık Meydan Muharebesi ile elde edilen kesin zaferin Millî Mücadele’nin askerî safhasında dönüm noktası oluşturduğu ifade edildi.
Sunumda, 30 Ağustos Zaferi’nin yalnızca bir askerî başarı olarak değerlendirilmemesi gerektiği; bağımsızlık mücadelesinin askerî hedeflerinin büyük ölçüde başarıya ulaştırılmasını sağlayan ve Millî Mücadele’nin siyasi sonuçlarını hızlandıran tarihî bir dönüm noktası olduğu belirtildi.
Program, Rektör Prof. Dr. Mevlüt Karataş tarafından programa katkı sağlayanlara teşekkür belgelerinin takdim edilmesi ve toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.






















